Mina’yı anlamak

"Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin, Allah'tan bağışlanma dileyin!" (2/199)

Müzdelife'den ayrıldıktan sonra, Muhassir Vadisinden Mina'ya geçilir. Muhassir bölgesi, Kâbe'yi yıkmaya gelen Ebrehe ordusunun, sürü sürü kuşlar tarafından atılan taş-larla hüsrana uğratıldığı yerdir. Küçücük taşlar, güçlü Ebrehe ordusunun planını nasıl boşa çıkarmışsa, Cemerâtta atılacak taşlar da, şeytanın ve taraftarlarının bize karşı kurduğu tuzakları boşa çıkarması düşünce duasıyla atılır.

Mina, aşırı istek, arzu demektir. Mina, Hz. ıbrahim ile oğlu ısmail'in, Allah'a olan aşklarının sınandığı yerdir. Bu sınavda Hz. ıbrahim, ahir ömründe kendisine verilen biricik oğlunu Allah için kurban etmek; ısmail ise, bu uğurda canını vermek gibi çok ciddi bir sınavdan geçmektedirler. Bir tarafta Allah'ın emri ve aşkı, diğer tarafta ise ciğerparesi vardır ve her ikisi de sınanmaktadır. Allah sevgisi mi, evlat sevgisi mi? Allah sevgisi mi, yaşama arzusu mu?

Image

Hz. ıbrahim durumu oğluna açar ve görüşünü sorar. Hz. ısmail'in cevabı kısa ve nettir: "Babacığım! Sana emredileni yap! Beni sabredenlerden bulacaksın!" (Saffât, 102) Bu cevap üzerine Hz. ıbrahim, oğlunu Allah yolunda kurban etmeye karar verir ve Mina yolunu tutar. Allah'ı her şeyden, herkesten çok sevdiğini, Ona olan aşkının her şeyin üstünde olduğunu ispat etmek üzere çıkar yola. Ancak, peygamber de olsa, baba olabilmek için neredeyse tam bir asır bekleyen bir insan olan Hz. ıbrahim'in karşısına o esnada şeytan çıkar. Bu kez, bir tarafta Allah'ın emri, diğer tarafta şeytanın vesvesesi vardır. Ve ıbrahimî kararlılık ağır basar. Hz. ıbrahim, tercihini Allah sevgisinden, ebedî aşktan yana kullanır. Kendisini Allah'a yaklaştıran yolda karşısına çıkan şeytanı, bugün taşlamanın yapıldığı yerlerde defalarca taşlar. Neticede baba-oğul ikisi de Allah'ın emrine teslim olur ve bu ağır sınavı kazanırlar. (Saffât, 103-107)

ışte Mina, can, mal, mülk, mesken, evlat, eş, kardeş, ticaret, aşiret, mevki, makam, rütbe vb. fanî sevgilerin aşıldığı, Allah sevgisinde zirveye ulaşıldığı yerdir. Artık Mina'da sadece Allah temenni edilecektir. Allah sevgisi mi, diğerleri mi? Bu nimetler ve imkanlar, kişileri Allah sevgisine mi götürüyor, yoksa O'nun yolunda birer engel mi teşkil ediyor? Yani kişi, Hz. ıbrahim ve ısmail misali, en çok sevdiği varlıklarını, Allah sevgisi uğruna feda edebiliyor mu? Bu noktada Allah'ın müjdesine mi itibar ediyor, yoksa şeytanın vesvesesine mi? Aslında Hz. ıbrahim ile oğlunun sınavıyla, bugün bizim sınavlarımız pek farklı değildir. Ancak ıbrahimî tavır takınmanın çok zor olduğunda şüphe yoktur. Bu zorlu sınavda diğer sevgiler ağır basıyorsa, burada yapılacak şey, Allah'tan istiğfar dilemektir. Nitekim ayette de Allah'tan bolca bağışlanma dilenmesi emredilmektedir. Mina'da bu emri yerine getirip, kalbini Allah aşkıyla doldurduktan sonra, şeytana ve taraftarlarına karşı icra edeceği protesto öncesinde hacı, Mina'da mağfiret miğferini giyer ve Hz. ıbrahim'in şeytanla savaştığı savaş alanına onu taşlamak üzere gider.